PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ata`nin defni


ESMER
23-02-2006, 09:26
Kefen siyrildi ve...
Ozel solusyonla islatilmis pamuk kitlesi kaldirilinca Ata'nin yuzu
ortaya cikti. Derisi kahverengi bir hal almis, ama hatlari bozulmamisti.Sanki uyuyordu...
8 Kasim 1953 Pazar gecesi saat 23.00'da Prof. Dr. Kamile Sevki
Mutlu'nun ev telefonu caldi. Prof. Mutlu, Ankara Tip Fakultesi Histoloji ve Ambriyoloji Kursusu Baskani idi.Patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi
Kemal Aygun'du...
Aygun, "Hocam" dedi, "10 Kasim gunu Atamizin naasini Anitkabir'e tasiyacagiz. Bunun icin bir komite kurduk. Nasi geleneklere uygun
olarak topraga defnedecegiz. Ancak bozulmadan korundugunu belgelemek icin muayene etmenizi rica ediyoruz."Prof. Mutlu once reddetti. Mutlu, o sirada 40 derece atesle yatiyordu. Hastaligini gerekce göstererek bu görevi bir baska meslektasinin yapmasini rica etti.Ancak Vali Aygun israrciydi: "Ben sizi sarar sarmalar gotururum, bu tarihi bir gorev" dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasim sabahi Etnografya Muzesi'ne gitti.
Basbakan Adnan Menderes oradaydi. Meclis Baskani Refik Koraltan ve
eski baskan Abdulhalik Renda da...Mutlu, gorevden affini istemekle ne buyuk hata ettigini o zaman anladi. Gercekten tarihi bir taniklikti bu...
Ata'nin gul agacindan tabutu, 4 Kasim gunu, gecici kabrinden cikarilip
muzenin holundeki mermer katafalka konulmustu. Bir hafta boyunca
sirayla ogrenciler, subaylar ve generaller katafalk basinda nobet tutmustu.Nihayet tabutun acilma gunu gelip de komite uyeleri tamam olunca Prof.Kamile Mutlu "Baslayin" talimatini verdi.
Bunun üzerine tabutun vidalari sokuldu. Tahta tabutun icinde madeni
bir sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmis olma ihtimali
dusunulerek once bir burgu ile delik acildi. Gaz ya da koku cikmadi.Sanduka talas doluydu. Sandukanin ici, muhafaza solusyonu ile islatilmis tahta talasi doluydu. Bu talas, naasin ayak yonune dogru toplandi. Talasin arasinda, agzi kapali ve ici sivi dolu bir sise bulundu. Bu,cesedi muhafaza icin kullanilan solusyondan bir numuneydi. Uzerinde terkibi yaziliydi.Ata'nin naasi beyaz kefene sarilmis, sonra kahverengi bir musambayla kaplanmisti.Sargilari acmaya basladilar. Herkes nefesini tutmustu. Cunku, "Naas curuyup bozulmus, cikan gazlar tabutu patlatmis nobetci er, kokudan bayilmis" diye bir suru söylenti geziniyordu.
Ve 15 yil sonra ilk kez Ata'nin yüzünü göreceklerdi.Kefenin sargilari
aralaninca Prof. Kamile Sevki Mutlu, orada bulunanlarin yardimiyla
katafalka çikti ve Atatürk'ün yüzüne bakti. Ata'nin derisi kahverengi
bir hal almis, ama yüz hatlari bozulmamisti. Menderes sapsari olmustu
Prof. Mutlu, gördügü tabloyu daha sonra söyle anlatacakti:"Yüzünü örten islak pamuk kitlesi kaldirilinca Ata'nin heykel gibi duran yüzü ile
karsilastim. Uzun sari saçlarindan ince bir tutam, sol göz kapaginin
üzerine düsmüstü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayi'ndaki yataginda uyuyor
gibiydi."
Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun basina çagirdi.
Onlar da tek tek tabutun içine baktilar.En basta Basbakan Adnan
Menderes vardi. Koyu renk takim elbisesi içindeki Menderes de yanindakilerin yardimiyla katafalka çikti,ürkek bir sekilde asagi, tabuta dogru bakti. O an ne oldugunu Prof. Kamile Mutlu'dan aktaralim: "Menderes çok
heyecanlandi.Rengi sapsari oldu. Bir de baktim ki, müzenin kapisina
dogru gidiyor. Atatürk'ün yüzüne bakmadi. Tahmin ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadi. En sona Abdülhalik Renda kalmisti. O da Ata'yla karsi karsiya gelir gelmez tabutun yanina yigiliverdi.
Salondaki herkes Atatürk'ü tek tek gördükten sonra naas, tekrar
solüsyonla islatildi. Ata'nin basi pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz
kefenle sarildi. Bu sirada bir komiser,orada görevli adli tip doçenti
Dr. Cahit Özen'in yanina yaklasip avucunda tasidigi bir kâgidi
gösterdi ve söyle dedi:"Bu kâgidi,Atatürk'ün hemsiresi Makbule Hanim
gönderdi.Kefenin içine Atatürk'ün gögsü üstüne konmasini istiyor."Doç. Özen, kâgida bir göz atti. Eski Türkçe bir seyler yaziliydi. "Böyle bir kâgidi Atatürk kabul etmez. Bize kizar, darilir" dedi.Komiser
kâgidi katlayip cebine koydu ve uzaklasti. Bütün islemler bittikten
sonra salonda bulunanlar naasin iki yanindan geçip hep bir agizdan besmele çektiler ve cesedi yeni tabuta yerlestirdiler. Bu tabut da 15 yill içinde yattigi büyük gül agaci tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla
örtüldükten sonra kapagi kapatildi.
Ve 10 Kasim sabahi, Ata'nin naasi 15 yil önce onu Dolmabahçe'den
Ankara'ya tasiyan top arabasina yerlestirilip son duragi olacak
Anitkabir'e tasindi. Artik ebediyen orada kalacakti...
Atatürk'ün tabutu, Menderes'in huzurunda acilmisti. Ata'nin 15 yil
Etnografya Müzesi'nde bekletilen naasi,12 askerin omuzlari üzerinde
oradan alinmis ve 136 astegmenin çektigi bir top arabasi ve matem
marsi esliginde Anitkabir'e tasinmisti.Radyodan naklen yayimlanan o görkemli tören, en az 15 yil önceki kadar hüzünlüdür.Ancak o törenden hemen önce yasananlar, tarihçilerin pek ilgisini çekmemistir. Bilindigi gibi,Anitkabir yapilana dek, Atatürk'ün naasinin korunabilmesi için "tahnit" denilen bir islem yapilmisti.
Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafindan
gerçeklestirilen bu islem sirasinda naasa, siringayla özel bir formül
enjekte edilmis ve üzerine formüllerin yapistirildigi iki küçük ilaç
sisesi, Ata'nin koltuk altlarina yerlestirilmisti. Bu islem sayesinde
Ata'nin naasi da -diyelim bugün Lenin'in mozolesinde oldugu gibi öldügu
günkü haliyle korunabilirdi. Ancak Islam dini, ölünün
defnini sart kostugundan,geçici tahnitin bozulmasi sartti.
Nakilden önce, bu islem için bir komite kuruldu. O komite,törenden bir
gün önce, Basbakan Adnan Menderes'in huzurunda Atatürk'ün tabutunun açilmasini kararlastirdi.Tabut açilinca tahnit bozulacak ve ceset çürümeye baslayacakti.Bir baska deyisle Atatürk'ün (mumyalanmis gibi) korunmus naasini son görenler, o törene katilanlar olacakti. Atatürk'le ilgili belgesel çalismalari sirasinda o törene katilanlarin bir kismiyla konusmustuk.Bu yazida yer alan bilgilerin bir kismi o tanikliklara,önemli bir bölümü ise degerli Atatürk arastirmacisi Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün, Prof.Dr. Kamile Sevki Mutlu ile yaptigi sohbetten aktardiklarina dayaniyor.
Ata'nin yarim asir önceki son yolculugu, sanirim bu ayrintilarla daha
da ilginç bir boyut kazaniyor.
Atatürk'ü son görenler anlatiyor:
'Yüzünde iki günlük sakal vardi'
Osman Ersoy ve Halide Intepe, 10 Kasim 1953'te Etnografya Müzesi'nde asistan olarak çalisiyorlardi. O yüzden 50 yil önceki o töreni ve tabutun içindeki Atatürk'ü son kez görme firsati buldular.
Izlenimlerini söyle anlattilar:
OSMAN ERSOY: "Sagliginda görmemistim Atatürk'ü... Korkunç
heyecanliydim. Biz çalisanlar, asistanlar, memurlar sira ile katafalka
ciktik. Oldukça sararmis ve küçülmüs bir çehre... 1 - 2 günlük sakali
vardi. Kaslari fevkalade iyi sekilde fark ediliyordu."
' Gözleri aralikti`
HALiDE INTEPE: "Tabut kapanmadan en son gittim baktim. Basi yana
dogru egikti. Yüzü hiç bozulmamisti. Azicik sakallari çikmisti. Hani insan
hasret giderek ölürse, gözleri aralik kalirmis ya, öyle aralikti
gözleri... Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi."

cevap
23-02-2006, 13:47
teşekkürler . ,eline sağlık ...

merso
23-02-2006, 14:33
Ya esmer acaip heyecanlandım okurken.İlk defa bu kadar detaylı okuyorum sana cok teşekkür ederim.Arkasından da sana bir kutlama geliyor annem.Ellerine saglık,araştırıp buraya aktardıgın için.

ESMER
23-02-2006, 15:11
Ya esmer acaip heyecanlandım okurken.İlk defa bu kadar detaylı okuyorum sana cok teşekkür ederim.Arkasından da sana bir kutlama geliyor annem.Ellerine saglık,araştırıp buraya aktardıgın için.


annemmmmmmmm seni mutlu ve memun edebiliorsam ne mutlu banaa..senin mutlu ve memnun olman beni daha cok azimlendirio....... cünkü seni seviorummmmmmmmmmm merso annemmmmmmmmm (:

merso
23-02-2006, 15:31
Canımsınız yaa:lovex: