Mehmet Ali Laga (1878- 1947)
Laga, çağdaş Türk sanatının yeterince üzerinde durulmamış isimlerinden birisidir. Osmanlının çalkantılı son yıllarında bir yandan asker kimliğiyle cephede bulunmuş, esir düşmüş; öte yandan sanatçı kimliğiyle karakalem, çini mürekkebi, suluboya ve yağlıboya gibi farklı tekniklerde yetkin eserler ortaya koymuş bir ressamın daha ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Mehmet Ali Laga, 1878 yılında, o dönemde Osmanlı imparatorluğu sınırları içerisinde bulunan Trablusgarp’ta, Zafirizade adlı Arap kökenli soylu ve zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta İstanbul’a gönderilmiş, ilk öğrenimini Kuleli’nin özel sınıfında yaptıktan sonra, orta ve liseye denk gelen öğrenimini de aynı okulda tamamlamıştır. Ressam Pertev Boyar’a yazdığı bir mektubunda küçüklüğünden beri resme olan ilgisine değindikten sonra, okul yıllarını şu şekilde anlatmıştır: “Vakta ki, orta kısma geçtim. Oranın programında resim dersi mevcut olduğundan kıymetli hocamız, merhum Zekai Paşa’nın küçük biraderi Hasan Rıza bey idi. Beni resme karşı pek ziyade düşkün görünce, diğer arkadaşlarımdan daha fazla benimle meşgul olurdu.”
Laga, 1917’de Berlin, Viyana gibi müttefik ülke başkentlerinde Türk ressamlarının eserlerinden oluşacak bir sergi hazırlamak üzere kurulan Şişli Atölyesi’nde yer almamış olmakla birlikte, sergiye Çanakkale’de ürettiği 9 adet suluboya ve karakalem çalışma ile katılmıştır.
Bu tarihten sonra, bir süre Bursa Askeri Lisesi’nde resim öğretmenliği görevinde bulunmuştur. Ressam Nüzhet İslimyeli onun Bursa yılları üzerine izlenimlerini şu şekilde aktarmaktadır: “Onu Bursa’da Pınarbaşı mesire yerinde çember çevirdiği çocukluk yaşlarında tanıdım. Sonradan hocam olan bu değerli ressamımız her akşam, o sıra avcı kıyafeti dediğimiz giysiler içinde görünür, ulu çınarlardan birinin gölgesinde şövalesini kurar, kendinden geçercesine resme dalardı. Bütün çevre onu tanırdı.”
Bir süre Sanayi-i Nefise Mektebi idare müdürlüğünü de üstlenmiş olan sanatçı, Cumhuriyet’in ilanının ardından 1924 yılında resim öğretmenliğinden emekliye ayrıldıktan sonra Akaretler’deki konağına çekilerek kendisini resme vermiş ve bu dönemde pekçok yağlıboya eser üretmiştir.
Viyana ve Berlin'de düzenlenen Savaş Resimleri Sergisi'ne kattığı resimleri Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi'nde bulunmaktadır. Sanatçı daha çok Edirne, Bursa ve İstanbul'da yaptığı manzara resimleri ile tanınır. Başlıca yapıtları arasında şunları sayabiliriz: "Karlı Peyzaj", "İskelede Gemiler", "Bursa'dan Peyzaj", "Vaniköy Kırmızı Yalı", "Çeşme" vb.
__________________
sensizliğin karanlık gibi çökeceği dünyamda bana aydınlığı unutturmayacak küçücük bir pencere bırak.
|